Masal

Masallar, çocukların bilişsel, dilsel ve ahlaki gelişimleri başta olmak üzere birçok açıdan olumlu yönde etkileyen en önemli okuma metinleri arasında yer alır.

GÖKYÜZÜNE UZANAN BEZELYE

Çok eski zamanların birinde, insan ayağının pek uzanmadığı bir memlekette yaşlı bir karı koca yaşarmış. Bir gün yemekte bezelye varmış. Kaşıktan bir bezelye tanesi fırlayıp yere düşmüş. Tane yere düşer düşmez filizlenmeye başlamış. (Sence bundan sonra ne olabilir?) Filizlenmeye başlar başlamaz uzanmış. Uzar uzamaz tavanı delip göğe yükselmiş ve bezelyenin ucu kaybolmuş.

Yaşlı nine kocasına dönmüş:

-Dedecik, bu bezelye ağacının tepesinde ne var acaba? Bir bakıp gelsene.

Dede, bezelye ağacına tırmanmaya başlamış. Günlerce tırmanmış. (Sizce bezelye ağacının sonunda ne var?) Arada durup dinlenmiş. Sonunda bezelye ağacının tepesine ulaşmış. (Orada ne görmüş olabilir?) Bir de ne görsün bezelye ağacının en ucundaki yeşil yaprakların arasında beyaz bir kulübe duruyor. Yaklaşıp iyice bir göz atınca bu beyaz evin peynirden, çatısının ise yağdan olduğunu fark etmiş. (Sence ev neden bu malzemelerden yapılmış olabilir?) Kapıyı açıp içeri girdiğinde, şaşkınlığı daha da artmış. Çünkü evin içinde her şey, ocak, masa ve yataklar da çeşit çeşit peynirdenmiş. İhtiyar dede daha fazla dayanamamış. Ocağın yarısını, masanın bir bacağını ve yatağında köşesini yemiş. Sonrada çok yorgun olduğundan, köşedeki yatağın altına uzanıp uyuyakalmış. (Sence dede güvende mi? Neden?)

Biraz sonra evin sahipleri gelmişler. Bunlar bir gözlü, iki gözlü ve üç gözlü üç keçiymiş. Olup biteni görünce çok üzülmüşler. (Neden üzülmüş olabilirler?)

-Kim yedi ocağımızı, masanın bacağını kim kopardı, yatağın köşesini kim ısırdı, diye ağlamışlar. Ama yatağın altında yatan ihtiyarı görmedikleri için “Yarın birimiz evde kalsın ve eve zarar veren kişiyi beklesin.” diye karar vermişler. Sabah iki gözlü ile üç gözlü otlamaya gitmişler. Tek gözlü keçiyi de evde gözcü bırakmışlar. Bir süre sonra yaşlı dedenin karnı acıkmış. Keçiye ninni söylemeye başlamış. Sonunda keçi uyumuş ve ihtiyar böylece karnını doyurmuş.

Bir sonraki gün, iki gözlü keçi gözcü kalmış. Ama dede onu da ninni söyleyip uyuttuktan sonra peynirleri bir güzel yemiş. Üçüncü gün üç gözlü keçi evde kalmış. Dede ona da ninni söylemiş. Keçinin iki gözü kapanmış, ama üçüncüyü açık bırakmayı başarmış. İhtiyar dede peynirleri yemek için ortaya çıkınca da kardeşlerini çağırarak dedeyi yakalamış. (Bundan sonra keçiler dedeye ne yapacaklar?)

Keçiler ihtiyara çok kızgınlarmış. Bu nedenle yaşlı dedeye ders verelim diye düşünmüşler. Ama sonra bundan vazgeçmişler ve onu da yanlarına almışlar. Çünkü keçilerin de kendilerini otlatacak, sütlerini sağacak birine ihtiyaçları varmış.

Aşağıdaki kulübede yaşlı nineyi de yalnız bırakmak istememişler. Üç gözlü keçi bir koşu aşağı inmiş ve yaşlı nineyi sırtına attığı gibi peynir kulübeye dönmüş.

O günden sonra keçiler ve yaşlı karı koca birlikte yaşamışlar.

ORMANDAKİ OYUN PARKI

Köpek yavrusu yemek aramaya çıkmıştı. Ama ormandan biraz uzaklaşmıştı. Başını kaldırdığında karşısında kocaman binaları gördü. (Küçük köpek nereye gelmiş olabilir?)

-Hemen ormana dönmeliyim, dedi.

Arkasını dönüp ormana doğru koşmaya başladı. Tam o sırada kendisini büyük bir parkın içinde buldu. Kaydıraktan kayan, salıncakta sallanan, tahterevallide oynayan çocuklar ne güzel eğleniyorlardı. Yavru köpek şaşkınlıkla etrafına bakıyordu. (Küçük köpek etrafında neler gördü?) Yavru köpek her zaman dallarda sallanan maymuna imrenirdi. Yaprakların üzerinde kayan tırtıl da çok eğlenirdi. Ama yavru köpek yapraktan kaymak için çok büyüktü. Onların canları çok sıkılıyordu. Aklına bir fikir geldi. (Küçük köpeğin aklına nasıl bir fikir gelmiş olabilir?)

-Biz de ormanımıza böyle oyuncaklar yapabiliriz diye düşündü. Böylece arkadaşlarımın canı sıkılmaz.

Yavru köpek gördüklerini unutmamak için ormana doğru hızlı hızlı koşmaya başladı. Ormana geldiğinde çok yorulmuştu. Gördüklerini hemen arkadaşlarına anlatmak istedi.

-Arkadaşlarım neredesiniz? diye bağırmaya başladı.

İlerideki ağacın altından kedinin sesi duyuldu.

-Buradayız köpek, dedi.

Köpek, arkadaşlarının yanına gitti. Hepsi ağacın altında oturuyordu. Canları çok sıkılıyordu. Ormanda yapacak hiçbir şey yoktu. Yavru köpek:

-Size bir şey anlatacağım, dedi. Ben şehirde çocukların çok eğlendiği bir yer gördüm. Adına park diyorlar. Orada salıncaklar, tahterevalliler, kaydıraklar var. Çok güzel bir yer. Biz de ormanımıza böyle bir yer yapalım mı? Bizim de canımız sıkılmaz.

Bütün yavru hayvanlar ‘olur’ diye bağırdılar. (Hayvanlar parklarını nasıl yapacaklar?) Tavşan:

-Ama bunu biz yapamayız. Birinden yardım almalıyız, dedi. Biz bunları yapmak için çok küçüğüz.

-Oyuncakların hepsi tahtadandı. O zaman bize fare amca yardım eder, dedi köpek.

Bütün yavru hayvanlar fare amcanın yanına gittiler. Köpek şehirde gördüğü parkı fare amcaya anlattı. Fare amca:

-Ben sizin için böyle bir park yaparım. Ama bana yardım edeceksiniz, dedi.

-Olur dedi, bütün hayvanlar.

Parklarını yapmak için güzel düz bir yer seçtiler. Büyük tahtalar getirdiler. Fare amca dar tahtalardan parklarının etrafına çit yaptı, yavrular dar çitlerin üzerini çiçeklerle süsledi. Bir tane geniş tahta hazırlandı. Büyük bir taşın üzerine kondu. Tavşan tahtayı sarıya boyadı. Tahterevallileri hazırdı. Fare amca geniş bir tahta daha kesti. Onu da alçak bir kütüğe yasladı. Kedicik de onları kırmızıya boyadı. Kaydırakları çok güzel olmuştu. Sıra salıncaktaydı. Fare amca dar tahtalardan salıncağın kenar çubuklarını yaptı. İçerisine kalın ipler asıp onları düğümledi. Köpek, tahtaları maviye boyarken fare amca yaptığı oyuncaklara baktı.

-İstediğiniz gibi oldu mu? diye sordu.

-Evet, dedi yavru köpek. Çok güzel oldu.

Parklarına ‘Oyun Parkı’ adını verdiler. Hiç canları sıkılmadan bütün yıl oynadılar. Ormandaki bütün yavru hayvanlar parkta çok eğlendiler.