Masal

Masallar, çocukların bilişsel, dilsel ve ahlaki gelişimleri başta olmak üzere birçok açıdan olumlu yönde etkileyen en önemli okuma metinleri arasında yer alır.

KARDAN ADAM YAPALIM

Ali, Can, Ayşe ve Oya kar yağdığı günlerde bahçede oynamayı çok seviyordu. O günde kalktıklarında her yer bembeyazdı. Çocuklar kalın giysilerini giydiler. Atkılarını takıp, eldivenlerini giydiler.

-Ne oynuyoruz? diye sordu.

-Kar topu oynayalım, dedi Ayşe.

-Evet bu çok güzel bir fikir, diye katıldı Oya.

Çocuklar kar topu oynamaya başladılar. Montları bembeyaz olmuştu. Çok eğleniyorlardı. Ama bazen canları da yanıyordu. (Neden canları yanıyordu?) Bir süre sonra Ali:

-Benim çok canım yandı. Çok sert atıyorsunuz. Ben kar topu oynamak istemiyorum, dedi.

Çocuklar arkadaşlarına çok üzüldüler.

-Haklısın, dedi Oya. Artık başka bir oyun oynayalım.

Düşünmeye başladılar. (Acaba ne yapsınlar?) Can’ ın aklına bir fikir geldi.

-Kardan adam yapalım, dedi.

Oya, Ayşe ve Ali bu fikri çok beğendiler. Hem bu kimseye zarar vermezdi. Kardan adamlarını yapmaya başladılar. Kocaman kar topları yapıp üst üste koydular. Kardan adamlarının başını ve vücudunu yaptılar. Çok güzel ve büyük bir kardan adamları olmuştu.

-Hey çocuklar kardan adamın bir şeyleri eksik değil mi? dedi Oya. (Acaba kardan adamın neyi eksik?)

-Bence de, dedi Ayşe.

Sonunda çocuklar kardan adamın gözlerinin, ağzının, burnunun, giysilerinin olmadığını fark ettiler. (Peki şimdi ne yapacaklar?) Ali:

-Hepimiz evimize gidip kardan adamımız için bir şeyler getirelim, dedi.

-Evet onu süsleyelim, dedi Ayşe.

Çocuklar evlerine gittiler. Can evden küçük ve büyük düğmeler getirdi. Ayşe mutfakta bulduğu huniyi ve süpürgeyi getirdi. Oya babasının kullanmadığı atkı ve beresini, Ali ise eski eldivenlerini getirdi. Çocuklar malzemelerini yere koydular. Ama bunları nasıl yerleştireceklerdi?

Can düğmelerin küçük olanlarından beş tane aldı. Yan yana dizip kardan adamın ağzını yaptı. İki düğme daha alıp gözlerine taktı. Ayşe getirdiği huniyi kardan adamın yüzünün ortasına yerleştirdi ve burnunu yaptı. Oya, atkı ve bereyi kardan adama giydirdi. Ali eldivenlerin içine kar doldurup kardan adamlarına el yaptı. Ayşe de süpürgeyi eline yerleştirdi. Can:

-Ben kardan adama giysi de yapacağım, dedi.

Eline büyük düğmelerden beş tane aldı. Vücuduna alt alta yerleştirdi. Artık kardan adamları hazırdı.

-Çok güzel oldu, dedi Oya.

-Evet bu bizim kardan adamımız. Yeni arkadaşımız dedi, diğer çocuklar.

CEM’ İN PARK GÜNÜ

Cem’ in merak ettiği şeyler var. Bunları annesine sormaya karar verdi. (Acaba Cem’ in merak ettiği şeyler neydi?)

-Anne canlı ne demek? Gizem oyuncak bebeğinin cansız olduğunu söylüyor. Ama oyuncaklarım benimle oynuyor. (Oyuncaklarımız canlı mıdır? Neden?)

-Canlı yaşayan, büyüyen her şeydir. Dünyada insanlar, hayvanlar ve bitkiler canlıdır.

Gizem’ in ve senin oyuncaklarınız, taşlar, evimizdeki eşyalar da cansızdır. Hadi seninle parkta biraz gezelim. Beni daha iyi anlayacaksın dedi annesi.

Cem ve annesi parkta yürüyüşe çıktılar. Annesi Cem’ e bir kediyi gösterdi. Etrafında dört tane yavrusu vardı. (Kediler canlı mıdır?) Annesi Cem’ e:

-Bak canım, kedi bir hayvandır ve canlıdır. Yavru kediler de bir süre sonra büyüyecekler. Onlarda koşup oynayacaklar. Tıpkı senin gibi. Sen de küçüktün ama büyüyorsun, dedi.

Cem bir süre yavru kedilerin zıplamalarını seyretti.

-Hadi yürümeye devam edelim, dedi annesi.

Cem ve annesi yürümeye devam ettiler.

-Bak canım, bu ağacı hatırlıyor musun? Kışın bu ağacın dalları kuruydu. Ama şimdi üstü çiçeklerle dolu. O da canlı. O da büyüyor, değişiyor.

Cem ağaca baktı.

-Ne kadar güzel, dedi. Dalları çiçeklerle dolu.

Cem ve annesi yürümeye devam ettiler. Annesi Cem’ e bir tane bank gösterdi. (Bank canlı mıdır?)

-Bak canım. Bu bank her zaman burada. Ama hiç değiştiğini gördün mü?

-Hayır anne. O canlı değil mi?

-Banklar, taşlar, duvarlar cansızdır. Onlar büyüyemezler, değişmezler.

-Peki anne, o zaman Gizem’ in oyuncakları da cansız değil mi? Onlarda büyümüyor, değişmiyor.

-Haklısın yavrum, dedi annesi.

-O zaman benim oyuncaklarım da cansız. Ama akvaryumdaki balıklarım canlı. Çünkü onlar yüzüyor, dedi Cem. (Siz de canlı ve cansız varlıklara birer örnek verebilir misiniz?)

-Çok doğru söyledin yavrum. Artık canlı ve cansızın ne olduğunu biliyorsun. Hadi artık evimize gidelim, dedi annesi.

Cem ve annesi sohbet ederek evlerine gittiler.