Masal

Masallar, çocukların bilişsel, dilsel ve ahlaki gelişimleri başta olmak üzere birçok açıdan olumlu yönde etkileyen en önemli okuma metinleri arasında yer alır.

AKVARYUMDA YAŞAM

Burcu ile bir torbanın içindeyken tanıştım. (Torbanın içindeki ne olabilir?) Babası beni ona arkadaş olmam için almıştı. Burcuyla çok iyi anlaşıyorduk. Beni çok seviyordu. Yemimi vermeyi hiç unutmuyordu. Babası bir gün Burcu’ ya büyük bir akvaryum getirdi. (Burcu akvaryum ile ne yapabilir, içine neler koyabilir?)

-Bu artık senin, dedi babası. Artık daha fazla balığın olabilir.

Bu fikir Burcu’nun çok hoşuna gitti. Beni büyük akvaryumun içine koydu. İçini yeşil yosunlarla, küçük kabuklarla süsledi. Bir tane de hava baloncukları yapan bir alet koydu suyun içine. Akvaryum tam bir denize benzemişti. Çok güzel olmuştu. Odanın her yerini görebiliyordum. (Balık odada neler görebilir?) Bir oraya bir buraya yüzüyordum. Ama çok mutsuzdum. (Balık neden mutsuz olabilir?) Burcu bana çok iyi davranıyordu ama çok yalnızdım. Kocaman akvaryumun içinde tek başıma yüzüyordum. Baloncuklarla oynuyordum. Keşke bir arkadaşım olsaydı.

Bir gün böyle mutsuz akvaryumun içinde yüzerken akvaryumun üst kapağı açıldı. (Akvaryuma kim gelmiş olabilir?) İçeri benim gibi üç tane Japon balığı konuldu. Burcu benim yalnız olduğumu düşünmüş, bana arkadaş getirmişti. Üçü de çok güzeldi. İkisi turuncu, biri benim gibi beyazdı. Onlarla hemen arkadaş oldum. Beraber baloncuklarla oynadık. Onlara:

-Siz nereden geldiniz? diye sordum.

-Bizi hayvan mağazasından aldılar, dedi. Orada çok fazlaydık. Çok arkadaşımız vardı. Ama seninle de arkadaş olduğumuz için çok mutluyuz.

Bir süre sonra akvaryuma iki tane melek balığı geldi. İkisinin de renkleri çok güzeldi. Birisi mavi birisi sarıydı. Akvaryumda çok güzel yüzüyorlardı. Onlar da bizimle hemen arkadaş oldular. Bize denizi anlattılar. Onlar denizi görmüştü. (Denizde neler görmüş olabilirler?)

-Bizi denizden aldılar. Orası çok büyük. Derin masmavi bir su. Bir sürü balık var. Ama burası daha güvenli. Orada size zarar verecek büyük balıklar var.

Hepimiz onları dinledik. Son olarak yanımıza bir tane çöp balığı geldi. Burcu suyun kirli olduğunu düşünmüştü. Çöp balığı siyahtı.

-Sen neden geldin? diye sordu melek balığı.

-Ben çöp balığıyım. Akvaryumdaki çöpleri temizlemeye geldim. Suyumuzu pırıl pırıl yapacağım.

Hepimiz çok iyi arkadaş olmuştuk. Tam yedi tane balıktık. Burcu bize her sabah yedi tane yem veriyordu. Bizleri seyrediyor, yedimizle de konuşuyor ve bizleri çok seviyordu.

DAMLAYA DAMLAYA GÖL OLUR

Deniz, elini yüzünü yıkadı. Havluyu aldı. Yüzünü kurularken annesi geldi. Şıp şıp damlayan musluğu göstererek: “Sözümü unutmadın değil mi?” diye sordu.

“Hangi sözü, anne?”

“Damlaya damlaya göl olur.”

“Ha, evet. Unutmadım.”

“Unutmadın ama bak, musluk nasıl da damlıyor!”

Deniz şaka olsun diye:

“Damlaya damlaya göl olmaz, ben hiç görmedim.” dedi.

“Ya, öyle mi?” dedi annesi. “Olur mu, olmaz mı, birazdan göreceksin.” Damlayan musluğun altına plastik bir kova koydu.

Kahvaltı masasına oturduklarında zil çaldı. Deniz kalkıp kapıyı açtı. Gelen babasıydı. Gazete ile taze ekmek almıştı. Birlikte güzel bir kahvaltı yaptılar.

Deniz: “Baba, unuttun mu? Bozuk paraları bana verecektin.”

babası cebindeki bozuk paraları çıkarıp verdi.

Deniz, bozuk paraları kumbaraya attı. (Kumbaran var mı?)

“Kumbaram iyice ağırlaştı. Ne zaman açacağız?” diye sordu.

Babası başını gazeteden kaldırıp :

“Tabi ki dolduğu zaman” dedi.

“Bisiklet alacağız, değil mi?”

“Evet”

Bu sırada annenin sesi duyuldu.: “Deniz buraya gel. Söyle, baban da gelsin lütfen!” (Deniz’ in annesi neyi göstermek istiyordu?)

Annesi, Deniz’e ağzına kadar suyla dolmuş kovayı gösterdi. “Gördün mü?” dedi, “Nasıl da dolmuş. Demek ki damlaya damlaya göl böyle oluyor.”

Babası da Deniz’ i uyardı: “Suyun da para olduğunu unutmamalısın. Yoksa suya ödediğimiz paranın bir kısmını senin kumbarandan ödemek zorunda kalabiliriz.” dedi.

O günden sonra ne annesi, ne de babası, Deniz’in bir damla suyu boşa akıttığını görmediler. Söz verdikleri gibi, Deniz’e istediği bisikleti alarak onu ödüllendirdiler.