Masal

ORMAN ORKESTRASI

O gün geyiğin evinde bir hareketlilik vardı. (Bu hareketliliğin nedeni ne olabilir?) Orman orkestrası toplanmıştı. Geyiğin piyanosu büyük olduğu için her zaman geyiğin evinde toplanıp çalışıyorlardı. Maymun davulunu, eşek flütünü, tilki gitarını, tavşan kemanını, sincap da tefini getirmişti. Papağanda güzel sesiyle şarkı söylüyordu. Bu hayvanlar ormanda vakitlerini şarkılar çalarak geçiriyorlardı. Bir gün tilki:

-Ne kadar güzel müzikler çalıyoruz değil mi arkadaşlar, dedi.

-Evet, dedi geyik. Diğer hayvanlar boş boş otururken biz çok eğleniyoruz.

-Ben de şarkı söylemeyi çok seviyorum, dedi papağan.

Hayvanlar şarkılarını çalmaya başladılar. Önce piyanoyu çalmaya başladı geyik, arkadan maymun davuluyla ve eşek flütüyle şarkıya girdi. Tilki de gitarını çalmaya başladı. Kemanda tavşan, tefte de sincap vardı. Papağanda şarkı söylüyordu. Evden çok güzel bir ezgi yükseliyordu. (Hayvanlar hangi şarkıyı söylüyor olabilirler? Sizde o şarkıyı söyleyin.)

Gene bir gün hayvanlar çalıp söylerken kapı çaldı. Ev sahibi geyik kapıyı açtı. Kapıda duran kaplandı. (Kaplan neden geyiğin evine gelmiş olabilir?)

-İçeri gelip sizi dinleyebilir miyim? Dışarıdan şarkılarınız çok güzel duyuluyor, dedi.

-Tabi, dedi geyik.

Kaplan bir koltuğa oturup orman orkestrasını dinlemeye başladı. Şarkıları çok güzeldi. Bittikten sonra kaplan ayağa kalkıp onları alkışladı. Hayvanlar çok şaşırmışlardı. Daha önce hiç kimse onları alkışlamamıştı. Müzik aletlerini dinledi. Hepsinden de farklı sesler çıkıyordu. Maymun davula vuruyor, eşek flüte üflüyor, tavşan da kemanın tellerini kullanıyordu.

-Sizi çok tebrik ediyorum, dedi kaplan. Ben aslında buraya size bir şey söylemeye geldim.

Ben ormanda bir parti vereceğim. Bütün hayvanlar gelecek. Siz de gelseniz ve bize bu güzel şarkılarınızı çalsanız olur mu? Bütün hayvanlar sizin şarkılarınızı dinlemek istiyor. Ben de böyle bir fikir düşündüm. (Orkestranın kaplana cevabı ne olacak?)

-Olmaz, dedi tilki. Ben o kadar kişinin önünde şarkımı çalamam.

-Bizi beğenmezler ki, dedi eşek.

-Onlar sizi çok beğenecek. Ayrıca heyecanlanmanıza hiç gerek yok. Onlar sizin arkadaşlarınız. Hem onlar da sizi benim alkışladığım gibi alkışlayacaklar.

Hayvanlar düşündüler. Sonunda maymun:

-Tamam, dedi. Çalacağız.

Parti günü büyük bir sahne kuruldu. Bütün müzik aletleri yerini aldı. (Hangi hayvan hangi müzik aletini çalıyordu?) Orman halkı orkestrayı dinlemek için sabırsızlanıyordu. Hayvanlar çalmaya başladılar. Papağan da şarkıları söylüyordu. Bütün hayvanlar çok eğlendiler. Orman orkestrasını alkışladılar.

Artık orman orkestrası her zaman çalar oldu. Şarkılarını bütün hayvanlarla paylaştılar. Aralarına da yeni çalgıcılar katıldı. (Aralarına sence hangi hayvanlar hangi çalgılarla katılmış olabilir?)

KİM KONUŞUYOR?

Kenan bir türlü durmak bilmiyordu. Top nerede, o orada. Koşuyor, vuruyor, burnundan soluyordu. Bu kadarla kalsa yine iyi. Burnundan, yanaklarından aşağıya şıp şıp terler akıyordu.

Kalbi o kadar hızlı atıyordu ki, “küt küt” seslerini oradakiler bile duyabilirdi. Ama Kenan, kendini oyuna öyle bir kaptırmıştı ki onun sesini duyamadı. Kalbi, sonunda bas bas bağırmaya başladı: “Kenan, ne yapıyorsun sen?”

Kenan durdu. Sesin nereden geldiğini anlamaya çalıştı. Kalbi, küt küt atarak konuştu: “Boşuna sağına soluna bakma. Benim, ben! İçindeki kalbin… Hani şu göğsünde yer alan, yumruğun büyüklüğünde olan kalbin, ben!” Kenan, şaşırdı. Soluk soluğa kalmıştı. Bir kenara oturdu. Kalbinin sesini dinlemeyi sürdürdü.

“Bu kadar çok koşup terlememelisin. Beni de yormamalısın. Oyun oynamana bir şey demiyorum ama, beni de, öteki arkadaşlarımı da düşünmelisin!”

Başka bir ses, kalbin sesini kesti. Önce gurul gurul guruldadı. “Ben, senin midenim” dedi. “Acıktığımı anlamışsındır herhalde. Çünkü sabahtan beri bir şey yemedin. Beni boş bıraktın. Bence hem bana, hem de kendine kötü davranıyorsun. Bir an önce eve gitmeli, banyo yapmalı, sonra da ikimizi doyurmalısın.”

“Öhhö, öhhö!” dedi başka bir ses. Kenan, “Bana ne oluyor böyle?” diye şaşırdı. Şaşırmakta da haklıydı hani. Şimdi de akciğerleri konuşuyordu: “Kenan, bana acımıyorsan kendine acı bari! Tozun toprağın içinde top oynuyorsun. Yuttuğun toplardan çok rahatsız oldum. Lütfen dikkat et. Oynayacaksan temiz yerlerde oyna!”

“Ah Kenan, ah! Soğuk taşın üstüne oturmuşsun” dedi başka bir ses. Sonra bir gaz sesi duyuldu. Kenan, utancından kıpkırmızı oldu. Sağa sola baktı. Kimse yoktu. Ama bu bile onu rahatlatmaya yetmedi. Bağırsakları bağırıp çağırmaya başlamıştı çünkü: “Kenancığım, cırt… Kenancığım, pırt… Lütfen bizi de düşün!” Kenan, topu bırakıp eve doğru koşmaya başladı. Koşmasaydı neler olacağını tahmin bile edemezdiniz!